Dışarıda somut bir tehdit bulamadığında, kendi içine döner ve kendi kardeşlerini, komşularını ötekileştirerek yenilerini inşa eder. İşte tam bu noktada, Meclis’ten çıkan yeni yasa, bu estetik ve duygusal nefret sarmalından bir hukuki çıkış vadediyor. Meclis’ten çıkan bu yasa, tam anlamıyla bu etik eşiğin aşılması çabasıdır. Bu yasa sayesinde, Kürt ötekisi artık devletin güvenliğini tehdit eden bir “asayiş unsuru” değil, anayasal bütünleşmenin ve ortak demokratik yaşamın kurucu ortağıdır. Sonuç olarak, Eco’nun en kötümser analizi, insanların bir düşman olmadan yaşayamayacağı ve eninde sonunda yeni canavarlar inşa edeceği yönündedir.