Bu nedenle konuya yalnızca işlenen fiil üzerinden değil, çocuğu bu noktaya getiren koşullar üzerinden de bakmak gerekiyor. Bir çocuğun suça sürüklenmesinin ardında çoğu zaman tek bir olay değil; ihmal, yoksulluk, eğitime erişememe, aile içi şiddet, istismar, sosyal dışlanma ve fırsat eşitsizliği bulunuyor. Bu tablo, çocuk suçluluğunun yalnızca bireysel bir tercih olarak değerlendirilemeyeceğini, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk alanı oluşturduğunu gösteriyor. Ancak çocuk gelişimi, kriminoloji ve çocuk adaleti alanındaki birçok çalışma, yalnızca cezaların ağırlaştırılmasının çocuk suçluluğunu kalıcı biçimde azaltmadığını ortaya koyuyor. Onları yalnızca karıştıkları suçlar üzerinden değil, sahip oldukları haklar ve taşıdıkları potansiyel üzerinden değerlendirmeliyiz.